Ödül sezonuna doğru yaklaşırken ve tatlı yaz mevsimini geride bırakmaya zorlanırken, Toronto, Venedik ve New York film festivallerinin prömiyerleri ile ilgili ufak ipuçları da gelmeye başladı. Prömiyerini festivaller aracılığıyla yapan filmlerin 40 yıl hatırı vardır. O yüzden bizler de oturamadığımız sinema koltuklarındaki boşlukları evde kapatmaya çabalıyoruz… Sıradaki yeni filmimiz ise romantik komedi dalından göz kırpıyor; Falling Inn Love! Beklenmedik anda gelen aşkın nerelere doğru gittiğini anlatan hoş bir yapım kendisi…

Netflix’ten izleyici ile buluşan filmde, yoğun iş hayatına kendini kaptırmış çok da keyifli olmayan bir kadın var. Bu kadın aniden dönen şans mı desek yoksa kader mi? Her neyse… Yeni Zellanda’da hiç de gideri olmayan bir pansiyonun sahibi oluveriyor. Hal böyle olunca hem ortam hem de şartlar değişiyor. Pansiyonu yenileyip adam etmek ve sakin bir hayata soyunmak isteyen karakterimiz, istemeden de olsa kalbini ona yardım eden yakışıklı mı yakışıklı ustaya kaptırıyor.

Bir aşk hikayesi ile ilgili verilebilecek tüm detayları açıkça sıraladığımızı düşünüyoruz. Devamında neler olup bittiği ile ilgili merakın varsa ve “hadi azıcık Yeni Zelanda kırsallarında dolanayım.” diyorsan tek yapman gereken filmi izlemek…