Sıra geldi taze bir sci-fi dizisine. Temmuz ayında Netflix’te yayınlanmaya başlayan Another Life’ı sakın ha Ricky Gervais’in After Life’ıyla karıştırma, sadece harf benzerliği. Another Life’ta dünyaya gelen yabancı bir cisim ve onu araştırmak için başka bir gezegene gitmeye çalışan bir mürettebat anlatılıyor. Mürettebat ve dünyada bıraktıkları diyelim biz ona. Bir de Outlander, Shameless, Merlin gibi ünlü dizilerin yönetmenliğini yapmış, Türk-Kıbrıs kökenli Metin Hüseyin dizinin yönetmenlerinden biri diyerek araya küçük bir Türk bayrağı sıkıştıralım. 

Hali hazırda dünyada olan cisim için neden 5.000 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegene gidiyorlar orasını çok anlayamadık… Önceden belirtmek gerekir ki (spoiler vermeyeceğiz korkma) yorumların geneli az biraz negatif olacak. Önyargılı olmaman en sağlıklısı, sinir stres kalbe zarar yoksa…  Bu beğenmeyen kızgın kesimin bir çoğu sci-fi ustası geek dostlarımız olduğu için beklentileri de uçuk seviyelerde olacaktır tabi. Hayal kırıklığına uğramaman için de parçaları birleştirip bulmacayı çözecek bir hikaye örgüsü olmadığını söylememiz gerek. Tam olarak bilim kurgu açlığını doyurmayacak olsa da sürükleyici bir yapım olmuş. Anlayacağın tek gecede bitecek çıtır çerezlik bir dizi… 

İlk bölümlerdeki olay örgüsü ne kadar kafamızda zibilyon soru işareti bıraksa da sonlara doğru merak hissini ateşleyip finale kadar sürüklüyor. Zaten ilk bölümlerde karşılaştıkları terslikler sadece sorun oluşturup, istedikleri bitiş noktasına ulaştırmada yardımcı olmak için yapılmış gibi. 

Gemideki mürettebatın olaylarda hayati bir etkileri yok, bazısı sanki liseli gençlik dizisindeymiş gibi davranıyor… Mürettebat küsüyor, korkuyor, ay ben bunu yapamam, bilmiyorum ki diyor… Bu karakterlerin tamamen sosyal özelliklerine odaklanmak istediklerini düşünüyoruz. Sonuçta ışık hızında gidebilen bir uzay gemisi inşa edecek teknolojileri var, o zaman astronotlarının zorlu şartlar altında hem bilinçli hem duygusal hem fiziksel alanda hazırlıklı olması gerekmez mi?  

Geminin kaptanı olarak tayin edilen Niko, geminin eski kaptan olan Ian ile sürekli çatışma yaşıyor. Aklı ise sürekli geride bıraktığı ailesinde, ayrıca eski liderle onu kıyaslayan ekibe kendini kanıtlamaya çalışıyor. Ekip kalabalık, bu yüzden kavgalar ve gruplaşmalar olması kaçınılmaz. Niko’nun kocası Erik, dünyada kalıp bu gizemli cismi incelemekten ve kızlarına bakmaktan sorumlu. En büyük özelliği ise biriyle sohbet ederken karşıdakinin söylediği herhangi bir sözde aydınlanma yaşayıp, lafı geçen gizemli cismi incelemede ilerleme katetmesi. 

William karakterini ise hiç hafife almamak gerek. Geminin yüz bulmuş yapay zekası William sadece salt bilgilerle değil, deneyim ve sezilerle hareket edip duygusal tepkiler veriyor. Hizmet edeceği kaptanının insanlarda sevdiği ve sevmediği özellikleri harmanlayıp kendine ona göre bir arayüz oluşturuyor. Yargılıyor, tahmin yapıyor, yanılıyor, karar veriyor… Kısaca bize zamanımızda en ileri yapay zekada bile olmayan özellikleri gösteriyor. Kafanı dağıtmak için açmalık dizi yorumumuz bitmiştir, haydi bir koşu izle gel nasıl bulacağını merak ettik…