Artık ‘’Insta’ya foto atmalık’’ mekan aramaktan sıkıldıysan, sana çölde bir baha sunuyoruz… Happy Hour, tamamen bunun için tasarlanmış bir mekan. Galata’daki 3 katlı bu binayı, profilin boş kalmasın diye interaktif bir müzeye dönüştürmüşler. Bileti internetten de alabiliyorsun, kapıda da satılıyor. Ne kadar ‘’interaktif müze’’ olarak çıksa da, öyle müzelik bir havası yok. Yanına iyi fotoğraf çeken kankanı almadan gitme, çünkü kankalar bugünler için. Zaten fotoğraf çekmeyi sevmeyen arkadaşını götürdüğünde bile bir havaya girecektir, orası ayrı. 

 
 
 
View this post on Instagram

Should I stay or should I go? ?

A post shared by Umit Savas (@umitko) on

Her odanın ayrı bir teması ve adı var. Gerçekten hepsi birbirinden değişik alanlar, o yüzden ‘’görmemiş gibi aynı mekanda zibilyon fotoğraf çekilme’’ endişesini unut. Kendini bir sanat dergisinin fotoğraf çekiminde gibi hissedebilirsin. Gidenler en az 4-6 saat arası geziyor, yani öyle kolay kolay bitirilebilecek bir yer değil. Örümcek ağlarından peluş dolu odalara, aynalı odalardan top havuzuna kadar her tema var. 

Örümcek ağlı odada telefonu gece moduna alırsan çok hoş şeyler oluyormuş, biz öyle duyduk. Zaten top havuzundan bir süre çıkamayacaksın, tüm enerjini at orada. Kırmızı odadaki buzdolabına bakmaktan da hiç çekinme, burası her şeyi karıştırabileceğin bir yer… 

 
 
 
View this post on Instagram

Wine 2. . #vscofilter #vscocam #fujifeed #fujifilm #fujifilmtr #happyhourtr #istanbul #instagram

A post shared by Oguz O. (@stenographia) on

Buraya koyamayacağımız kadar çok odası olduğu için sen en iyisi kombinlerini hazırla ve poz verme çalışmalarına başla. Her açıdan farklı bir pozla fotoğraf seçeneklerini ikiye katlayabilir, aylarca Instagram’ını şenlendirebilirsin. Yolda bavulla giden blogger görürsen de şaşırma, herkes odanın temasına göre giyinmeyi çok sevdiği için kombin patlaması yapıyor...