Öyle bir yer düşün ki, hem doğaya hem de güzel müziğe doyacaksın. Ayrıca buranın sadece bir şehir hatları vapuru uzağında olduğunu söylesek, seni tavlarız diye düşünüyoruz. ‘’Haftasonu küçük bir kaçamak yapayım da az kafam dinlensin, ama şehirden o kadar da uzaklaşmayayım.’’ diyorsan aşağıya hazır programı çıkartıyoruz. 

Madam Martha koyu Burgazada’nın sessiz sakin koylarından biri. Geçen senelerde insanlar gün içinde denize giriyor, akşam da kamp yapıyordu ama çöp götürüyordu ortalığı. Şimdi özel mülk olsa bile dışarıdan belirli bir ücret karşılığı misafir kabul ediyorlarmış. Sadece sahile gitmek istersen 30 lira, kendi çadırınla kamp yapmak istersen 50 tl gibi bir ücreti var. Ücretli olması ne kadar kalbimizi kırsa da o çöp dolu halinden eser kalmamış açıkçası, sahili de pırıl pırıl yapmışlar. Şu adaların turist kalabalığından kaçmak için ideal bir yer. 

Nasıl Gidilir?

 

Şehre ne çok uzak, ne de çok yakın. Vapur kısa sürüyor, Kınalıada’dan sonra inmen gerek unutma. Koya ulaşmak için biraz (2 kilometrecik) yürümen gerekecek. İskeleden çıktıktan sonra sağdan denize doğru olan yolu takip et, zaten tabelası karşına çıkacak. Koya ulaşmak için biraz dik bir yokuş inmen gerekecek, o yüzden tüm eşyaları çantaya doldurman önemli.

Kamp

 

Sana bir dost tavsiyesi, marketten alışverişini yapmadan koya gitme çünkü git-gel yapmak öyle kolay değil. Çoğu kişi koyun ucuna çadır kursa bile bu numaraya kanma sakın, her an balkanlardan gelen soğuk hava dalgası seni kutuplara yollayabilir… En iyisi koyun ortalarına doğru, ağaçların altında  bir yer bulman. Denize girerken karşında minik bir İstanbul görünce kendini cam fanusun içinde gibi hissedebilirsin, insan hafiften gerçeklik şoku yaşıyor. Koy gayet güvenli, çadırını kapatıp rahatlıkla gezintiye çıkabilirsin. Denize aman diyim bakmadan girme, denizanası ailesi seni sevgiyle kucaklamak isteyebilir.

Neler Yapılır?

 

"Eee denize girdik olay bitti, zaten küçücük ada sıkıldık hemen.’’ demene zaman vermeden yapıştırıyoruz öneriyi… Cennet Bahçesi’ni duymuşsundur, açık pazarlardan konserlere kadar her türlü etkinliği yapıyorlar. Efsane bir manzarası var, hiç bunalmazsın. Ayrıca koya çok yakın bir mesafede. Konserleri keyifli oluyor ama son vapura yetişmek isteyenleri biraz üzüyor. Zaten çadırla gelmişsin son vapur mu üzecek seni? Gitmeden önce Cennet Bahçesi’nin sezonluk planına göre bir tarih seçersen, hayal kırıklılığına uğramamış olursun. Instagram hesabını şuraya bırakıyoruz.

 
 
 
View this post on Instagram

04 Ağustos’ta müzik ve keyif dolu Paradiso Fest’te buluşalım. Bakın sevgili @kalbenben festivalle ilgili ne diyor: Bir gün alarmsız uyandım.Burgazada’ya gittim. Tüm plajlardan denize girdim. Beş sayfa yazdım. Bir çocuk beni faytonun altında kalmaktan kurtardı. Atlara üzülmekteydim. Sonra Cennet Bahçesi’ni gördüm. Orda çalmak, söylemek istedim arkadaşlarla. Hep birlikte... @ibrahim.zoroglu ‘nu aradım. @gunesozgec ‘e , @kutsalkaanbilgin ve @kaoskoksal ‘a haber verdim. Herkes heyecanlandı. O gün kurduğum hayal, 04 Ağustos’ta gerçek oluyor. Müzikle yaşamak, hayali gerçeğe vardırmak ne güzel. Siz de köşelerinizde, pencerelerinizde sevdiğiniz uğraşları bırakmayın, insanlar ve düzen tuhaflaşsa bile. Paradiso Fest’imizin avantajlı biletleri @biletix ‘te ❤️ #burgazadacennet #kalben #paradisofest #konser #müzik #festival #burgazada #gunesozgec #kutsalkaanbilgin #kaosköksal #biletix

A post shared by island ? event ?cuisine ? (@burgazadacennet) on

Hem konser, hem çadır al sana küçük çaplı bir festival ruhu. Tüm ada içinde gezeceksen Sait Faik Müzesi’ne uğrayıp azcık kültür kasmayı unutma. Cennet Bahçesi’ndeki etkinliklerin geneli ücretsiz. Sadece çadırla konaklamaya ve yemeklerine para ayıracağını düşünürsek gidip bir otelde kalmaktan daha uygun bir seçim. Varsa bundan güzel kaçamak planın yoruma bırak biz de nasiplenelim!