Avusturya semalarında, Hallstatter Gölü kıyısında minik, şirin, fotojenik bir köy. Üstelik bu köy UNESCO’nun himayesi altında özenle korunuyor. Malum bazılarımız şehir görmek, müze gezmek, alışveriş için seyahat ederken, bazılarımız ise köy, kasaba, doğal yaşam ve doğa ile buluşmak için çiziyor rotasını… Hallstatt ise kendine has yönleriyle bu iki gruba da kucak açan bir memleket! Eğer içinizde fıkırdayan bir seyahat güdüsü varsa, hemen soluğu bu eski Avrupa köyünde alın.

Hallstatt’a Gidiş

Viyana’ya uçuşumuzu gerçekleştirdikten sonra Hallstatt’a gitmenin en basit yolu trenler… Tren biletinizi yola çıkmadan önce internetten satın alıp işi pratik şekilde çözebilirsiniz. Ama zamanlamayı iyi yapmaya özen gösterin. Mesela işi garantiye almak için bir gün ya da geceyi Viyana’da geçirebilirsiniz. Yani eğer 1 haftalık bir boşluğunuz varsa size yeter de artar bile!

Tren yolculuğu toplamda 3 saat sürüyor ve daha sonra bir feribot ile Hallstatt kıyılarına yanaşıyoruz. Feribottaki muazzam manzaraya karşı bi’ kahve çok ama çok iyi gidiyor, bizden demesi.

Halstatt’ta Kalış

 

Hepi topu 800 kişilik nüfusa sahip olan oldukça ufak bir köyden bahsediyoruz sizlere. Dünya’nın en eski köyü olması sebebiyle içerisinde kendine has pek çok güzellik barındırıyor. Evet küçük ama şaşılacak derecede farklı bir yer burası… Sizlere şu otelde kalın ya da şu şu sokaklarda dolanın demek istemiyoruz. Bu köyde hem yatacak yeri hem de yapılacak şeyleri kolayca keşfedeceğinize hiç şüphe yok.

Hallstatt tam anlamıyla kendi adımlarınızı seçip, kendi yolunuzu çizip, kendi maceralarınızı yaratabileceğiniz bir yer. Bir yerlere yetişme telaşınız yok, mutlaka yapmanız gereken şeylerle ilgili uzun bir liste yok. Size sadece şu iki tavsiyede bulunabiliriz… Gölün kenarındaki minik iskelelerde oturup kuğuları beslemeyi sakın es geçmeyin ve meydandaki minik büfedeki elmalı tarçınlı turtanın tadına mutlaka bakın.

Hallstatt’tan Ayrılış

 

Ha bir de Hallstatt köyünden ayrılmadan önce iskelenin yanındaki bahçeye bir göz atın… Orada göl manzarasına sahip salıncaklar göreceksiniz. Bize kalırsa bu köye veda etmenin en tatlı yolu bu olabilir. Bu eski köyün tüm güzelliklerinin özenle korunuyor olması sayesinde o salıncağın uzun yıllar sonra da orada olacağını biliyoruz. Hallstatt’tan ayrılırken oraya tekrar döndüğünde her şeyi elinle koymuş gibi bulacağını biliyor olmak, burayı keşfetmiş olmaktan daha mutlu ediyor insanı! Şimdiden keyifli yolculuklar…