Bugün izlenecek filmlere Alman ellerden çıkma bir drama ekliyoruz: Never Look Away! “Das ist schön” demekten kendinizi alamayacağınız filmin kadrosunda, platformlarda fişek etkisi yaratan “Dark” dizisinde “Ulrich” karakterini canlandıran başarılı oyuncu Oliver Masucci’ye rastlıyoruz. Doğrusunu söylemek gerekirse Almanlar tek tük çıkış yapıyor ama atışları hedefi daima vuruyor. Öyleyse hızlıca gözlerimizi kaçırmadan takip edeceğimiz filmin diğer detaylarına geçiyoruz…

Oscar’lı yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck’ın elinden çıkan film Avrupa sinemasının tüm inceliklerini ve o kendine has dokusunu bünyesinde barındırıyor. Nedendir bilinmez ama biz özellikle Almanca yapımları izlemekten çok keyif alıyoruz. Dildeki o ağırlık ayrı bir hava katıyor mevzuya. Bu filmde ise iç içe geçmiş bir akıcılıkla 2. Dünya Savaşı’nın açtığı yaralardan, modern Alman sanatının doğuşuna kadar uzanan bir rotada ilerliyoruz. Hikaye her ne kadar tek paralelde gibi görünse de film boyunca değinilen pek çok farklı katman var ve bu sebeple filmin uzunluğu 3 saat gibi destansı bir süreyi kapsıyor. 

Safkan ve lekesiz bir ırkın hayalini kuran Nazi rejiminin kıskacına takılmadan geçemiyoruz tabi bu filmden de… Zaten mevzu ne zaman 2. Dünya Savaşı’na gelse, gözlerde boncuk boncuk yaş yaratan bu tarihi lekenin asla es geçilmediği konusunda hemfikiriz. Fakat bu yapımda hikaye toplama kamplarından biraz uzakta! Şizofreni teşhisi konulan bir kadın idam sehpasına çıkıyor ve bu durumdan en çok da yeğeni Kurt etkileniyor. Savaşın ardından vicdanına teslim olan Kurt, geçmişin izlerini sanatına yansıtmaya başlıyor ve film aniden bir sanat ve sanatçı ikilemine çekiyor bizleri…

Düsseldorf Sanat Akademisi’nde kendini bulmaya çalışan Kurt, geçmiş yaraları reddetmenin ve gözleri kaçırmanın bir sanatçı için mümkün olmadığını bizlere kanıtlıyor. Geçmişin bir sanat eserine dönüşmesi yaşananları değiştirir mi, değiştirmez mi? Biz filmi izledik ama hala kararsızız. Siz de bi’ bakın bakalım…